KİTAP TANITIMLARI

FİLM TANITIMLARI

8 Soruda Anarşizm (Chomsky)

GİRİŞ

Her ne kadar Noam Chomsky son 30 yılda anarşizm hakkında dikkate değer ölçüde yazı yazmış olsa da, insanlar sık sık ondan toplumsal değişim hakkında daha fazla elle tutulur, daha ayrıntılı şeyler istemektedirler. Onun politik analizleri dünyanın bugünkü işleyiş biçimine karşı hakaretler etmekte ve kızgınlık aşılamakta asla geri kalmasa da, pekçok okuyucu Chomsky'nin bunu değiştirmek için ne yapacağı konusunda kararsız kalmaktadır. Onun genel liberter sosyalist değerleri [içeren] açıklamalarından hayal kırıklığına uğrasalar da, belki de onun analitik [konuları ayrıntılarına indirgeyerek] çalışmasını o kadar saygı ile karşılamaktadırlar ki, Chomsky'nin amaçlarını ve stratejilerini de aynı kesinlik ve açıklıkla ortaya koyacağını umarlar. Ya da belki de, pekçoğu bu büyük entelektüel'e, parlak ışıltılı geleceğe ulaşmak için adım, adım takip edebilecekleri bir "ana plan" sağlayacağı gözü ile bakarlar.

 

 

Ama Chomsky bu tip açıklamalardan uzak durur. Chomsky daha adil bir toplumsal organizasyonun hangi belirli biçimi alacağını tahmin etmenin, ve hatta mevcut sisteme hangi ideal alternatiflerin geleceğini bilmenin bile oldukça zor olduğu uyarısını yapar. Yanlızca tecrübenin bize bunların en iyi cevaplarını verebileceğini belirtir. Bize bu yol boyunca rehberlik edecek olan şey ise, gelecek toplumumuzun alacağı belirli biçimlerin temelini oluşturacak genel bir ilkeler kümesidir. Chomsk'e göre, bu ilkeler anarşizm olarak bilinen düşünce ve eylemlerin tarihsel yöneliminden ortaya çıkacaktır.

 

Chomsky anarşizm hakkında çok genel bir anlamda pek az şey söylenebileceğine dikkat çeker. Bu konu hakkındaki sorulara yazdığı cevapta, "bu konular üzerine ne sistematik herhangi bir şey yazmayı denedim, ne de diğerleri tarafından yazılmışlar üzerine tavsiye edecebileceğim bir şey biliyorum" diye yazıyordu. Yenice [basılan] Powers and Prospects başta olmak üzere, orada burada bu konu üzerinde yazarken, genel düzeyde söylenecek pek bir şey de yok ortada. "Menfaatimiz uygulamalarda bulunmaktadır" diye düşünen Chomsky, "ama bunlar belli bir zaman ve yere özgüdür" demektedir.

 

Chomsky, "Latin Amerika'da bu konuların birçoğu üzerine konuşmalar yaptım; ama bundan da önemlisi, birçoğunda anarşist hamurun oldukça belirgin olduğu, gerçekte bunu yapmakta olan insanlardan bunlar üzerine bayağı birşeyler öğrendim. Aynı zamanda, Buenos Aires'den Amazon'un ağzında bulunan Belen'li anarşistlere kadar ilginç ve aktif olan anarşistlerle tanışma şansını elde ettim (ki bu sonrakiler hakkında daha öncesinde hiçbir bilgim yoktu --dostlarımızın ortaya çıktığı gerçekten de ilginç bir yer). Fakat tartışmalar benim burada karşılaştığımdan çok daha hedefli ve belirgin oluyordu; ki bence doğru olan da buydu zaten.

 

Bu sıfatla, Chomsky'nin bu sorulara cevapları genel ve özlüdür. Ama onun anarşizm hakkındaki düşüncelerinden bazılarına kısa bir giriş olması açısından, okuyucuları bu konudaki diğer eserlere yönelmeye (soruların sonunda bir liste yer almaktadır) ve daha da önemlisi, daha özgür ve demokratik bir toplum için uğraşma süreci yoluyla anarşizm kavramınını geliştirmesine teşvik edebilir.
Tom Lane

ANARŞİZM HAKKINDAKİ SEKİZ SORUYA

CHOMSKY'DEN CEVAPLAR

 

Tüm Sorular Üzerine Genel Bir Yorum:

 

Kimse "anarşizm" kavramının sahibi değildir. Bu kavram, [aralarında] büyük ölçülerde ayrımlar olan, birçok farklı düşünce ve eylem akımları için kullanılmıştır. Kendilerininkinin tek doğru yol olduğunda ve diğerlerinin ise bu terimi kullanmaya dahi hakları olmadığı --hatta belki de [bu terimi kullanmalarından dolayı] şu ya da bu şekilde suçlu olan-- konusunda genellikle büyük bir tutku ile ısrar eden, birçok kendinden tahvilli (ing. self-stylised) anarşistler bulunmaktadır. Günümüz anarşist yazınına şöyle bir göz atılırsa, özellikle Batı'da ve entellektüel çevrelerdeki (her ne kadar onlar bu terimlerden hoşlanmayacaklarsa da), [bu anarşist yazının] büyük bir kısmı, aynen Marksist-Leninist sekteryen [bir grubun taraftarlığını yaparak, onu haklı çıkarmak amacı ile yapılan] yazın gibi, diğerlerinin [diğer anarşist grupların] sapmalarını teşhir etmeye yönelik olduğudur.

 

Kişisel olarak, "doğru yol" hakkında kendi görüşlerime bir itimadım yok, ve iyi arkadaşlarım da dahil olmak üzere, diğerlerinin kendinden emin açıklamalarından etkilenmiyorum. Kesin bir dille bir şeyler söyleyebilmek için henüz çok az şeyin anlaşılabildiğini düşünüyorum. Uzun vadeli görüşümüzü, hedeflerimizi, ülkülerimizi formüle etmeye çalışabiliriz; ve kendimizi insanoğlunca önem arzeden konular üzerinde çalışmaya adayabiliriz (ve adamalıyız da). Fakat bu ikisi arasındaki uçurum genellikle oldukça büyüktür; ve ben gayet muğlak ve genel düzeyde olması haricinde, bu arada bir köprü oluşturulabileceğinden oldukça şüpheliyim. Bu özelliklerim (belki birer kusur, belki de değil) sorularınıza vereceğim cevaplarda kendini gösterecektir.

 

1. Anarşist düşüncenin entellektüel kökenleri nedir, ve tarih boyunca hangi hareketler onu geliştirdi ve canlandırdı?

 

Beni ilgilendiren anarşist düşünce akımlarının (aslında daha çoğu var) kökleri sanırım Aydınlanma ve klasik liberalizm'dedir; ve hatta ilginç bir şekilde, Kartezyen [Dekart ve onun kuramlarını takip eden] usçuluk (ing. rationalism) gibi genellikle tepkisel [geriletici] olarak kabul edilen yönleri de içeren bilimsel devrimler yüzyılı 17. yy.'a kadar götürülebilir. Bu konu üstüne bir yazın var (bir tanesi, benim de hakkında yazmış olduğum, fikirlerin tarihçisi Harry Bracken). Burada özetlemeye çalışmayacağım, sadece önemli bir anarko-sendikalist yazar ve eylemci olan Rudolf Rocker'ın klasik liberal fikirlerin endüstritel kapitalizmin bulanık sularına gömüldüğü ve bir daha da canlanamadığı görüşüne katılma eğiliminde olduğumu belirtmek istiyorum (1930'ların Rudolf Rocker'ından bahsediyorum; on yıl sonra ise farklı düşünüyordu). Fikirler tekrar tekrar yeniden keşfediliyorlardı, çünkü bence bunlar gerçek insan ihtiyaçlarını ve sezilerini yansıtmaktalar. İspanyol İç Savaşı belki de en önemli olaydır; tabii burada farklı biçimler alarak 1936 İspanya'sının büyük bir kısmını kasıp kavuran anarşist devrimin aniden ortaya çıkan bir başkaldırı olmadığının, aksine onyıllarca süren eğitim, organizasyon, mücadele, yenilgi ve zaferlerle hazırlandığının akılda tutulması gerekir. Bu çok önemliydi. Öyleki tüm ana güç sistemlerinin nefretini üzerine çekmeyi başarmıştır: Stalinizm, faşizm, batı liberalizmi, entellektüel akımların çoğunluğu ve onların doktrinsel kurumları --bunların tümü anarşist devrimi mahkum etmek ve yıkmak için biraraya geldiler, ve bu ise bence onun öneminin bir işaretidir.

 

2. Eleştirenler anarşizmi "biçimsiz, ütopik" olmakla suçlarlar. Siz ise her tarihsel aşamanın göğüslenmesi gereken kendi otorite ve baskı biçimleri olduğunu; ve bu nedenle de belli, sabit bir doktrin uygulanamayacağını belirtiyorsunuz. Sizce bu zamana [günümüze], anarşizmin hangi belirli gerçekleşmesi [tasavvuru] uymaktadır?

 

Anarşizmin biçimsiz ve ütopik olduğuna katılmaktayım; her ne kadar bu, açıklanması gayet kolay olan nedenlerden ötürü yıllar boyunca güç sahipleri ve onların entelektüel uşakları cezbeden neo-liberalizm, Marksizm-Leninizm ve diğer ideolojilerden daha fazla anlamsızca olmasa da. Bu genel biçimsizlik ve entelektüel boşluğun (sıkça büyük laflarla gizlenen, ama aslında yine bu da entelektüellerin kendi faydasına olan) sebebi insan toplulukları gibi karmaşık sistemleri o kadar da anlayamamamızdır; ve [böylece de] hangi yollarla yeniden şekillendirilecekleri ve inşa edilebilecekleri konusunda sınırlı geçerliliğe sahip önsezilerimiz olmasıdır.

 

Bence anarşizm, ispat etme yükünün her zaman otorite ve tahakkümün gerekli olduğunu savunanlar üzerinde olacağı düşüncesinin ifadesidir. Sağlam argümanlarla bu sonucun doğru olduğunu ispatlamalıdırlar. Eğer bunu yapamazlarsa, savundukları kurumlar gayri meşru olarak nitelendirilmelidirler. Gayri meşru bir otoriteye nasıl karşı çıkılacağı ise duruma ve koşullara bağlıdır; hazır formüller yoktur.

 

Günümüzde, temalar genelde birbirlerinin sınırlarını kesecek şekilde ortaya çıkıyorlar; aile içindeki kişisel ilişkilerden, uluslararası siyasi/ekonomik düzene kadar. Ve anarşist fikirler --otoriteye karşı çıkan ve kendi kendini yasallaştırdığı konusunda ısrar eden-- tüm seviyelerde gayet geçerli.

 

3. Anarşizmin dayandığı insan doğası kavramı nasıl bir şeydir? Eşitlikçi toplumlarda insanlar daha az çalışma eğiliminde mi olacaklardır? Hükümetin olmaması güçlü olanın zayıf olana hakim olmasına yol açacakmıdır? Demokratik karar-alma aşırı derecede anlaşmazlılara, karar alınmamasına ve "linç kanununa" (ing. mob-rule) mı yol açacaktır?

 

Benim anladığım anlamda "anarşizm", insan doğasının temel elemanlarının dayanışma, karşılıklı-destekleme, sempati, diğerleri konusunda kaygılanma gibi hisleri içerdiği umuduna (varolan vurdumduymazlık içinde, bunun ötesine gidemeyiz) dayanmaktadır.

 

Eşitlikçi toplumda insanlar daha az mı çalışacak? Evet, yaşamlarını sürdürmek için; ya da bir nevi hastalık olan -bence, insanların diğerlerine işkence etmekten hazzetmelerine benzer bir hastalık olan- maddi bir ödül etme amacı ile çalışıyor oldukları sürece evet. İnsanın doğasının merkezinde yaratıcı çalışma içinde olma dürtüsünün olduğunu savunan klasik liberal doktrini makul görenler; güç ve otorite [güç ve otoriteyi elde etmek için, ya da onlardan fayda sağlamak için] için yüksek değerde olmanın ötesinda başka bir kıymet-i harbiyesi yokmuş gibi gözüken [çalışmaya olumlu bakan] bu doktrinlerden kuşku duyacaklardır.

 

Hükümetin olmaması güçlü olanın zayıf olana hakim olmasına yol açacakmıdır? Bilmiyoruz. Eğer böyle bir şey gerçekleşirse, o zaman bu suçun üstesinden gelmek için toplumsal organizasyon biçimleri -ki pekçok olasılık bulunmaktadır-- oluşturulmalıdır.

 

Demokratik karar-almanın (-alma sürecinin) sonuçları neler olacaktır? Cevapları bilinmiyor. Deneyerek öğrenmek zorundayız. Deneyelim ve görelim.

 

4. Anarşizm bazen liberter-soyalizm olarak adlandırılıyor -- Bu genellikle sosyalizmle ilişkilendirilen diğer ideolojilerden, örneğin Leninizm'den nasıl ayrılmaktadır?

 

Leninist doktrin, öncü Parti'nin devlet gücünü üstlenmesini ve nüfusu, ekonomik kalkınmaya ve açıklanmayan bir mucize ile özgürlük ve adalet'e yönlendirmesini savunur. [Bu] radikal entelektüellerin, kendilerinin devlet idarecileri rolünde olmalarını gerekçelendirmesi nedeni ile oldukça taraftar oldukları bir doktrindir. Bunu ciddiye almak için --ne mantıksal ne de tarihsel olarak-- hiçbir neden göremiyorum. Liberter sosyalizm (Marksizm'in oldukça önemli akımlarını da içererek) bunlara bilinçli bir şekilde karşı çıkarak, oldukça doğru bir şekilde tamamen reddetmiştir.

 

5.Pekçok "anarko-kapitalist", anarşizmin [kendi] mülkünle dilediğini yapmak ve diğerleri ile serbest anlaşmalar yapmak demek olduğunu iddia ediyor. Sizce kapitalizm herhangi bir biçimde anarşizmle uyuşabilir mi?

 

Bence anarko-kapitalizm, eğer bir kere uygulanırsa, tarihte ancak birkaç benzerini gördüğümüz tiranlık ve tahakküm biçimlerine neden olacak bir doktriner sistemdir. (Benim görüşümce dehşet verici olan) fikirlerinin uygulanabilmesinin küçücük bir ihtimali bile yoktur, çünkü bu muazzam hatayı yapacak olan toplumu tamamı ile yıkacaktır. Yetki ve otorite sahibi ile onun açlık içinde kıvranan kulu arasında "serbest anlaşma" yapma fikri, bu (bence anlamsız olan) fikirlerin sonuçlarının incelendiği bir akademik seminerin bir kaç anının ayrılmasından başka hiçbir değeri olmayan, iğrenç bir şakadır.

 

Bununla beraber, kendilerini anarko-kapitalist olarak nitelendiren kişilerle, konuların oldukça genel bütünlüğü çerçevesinde, kendimin pekçok ortak görüşe sahip olduğumu görüyorum; ve birkaç yıl boyunca sadece onların dergilerinde yazabiliyordum. Ve yine, her ne kadar savundukları doktrinlerin sonuçlarının, ya da onların köklü ahlaki başarısızlıklarının farkında olduklarını düşünmesem de, onların akılcılığa --oldukça ender olan-- olan tutkularını takdir ediyorum.

 

6. Anarşist ilkeler eğitime nasıl uygulanır? Dereceler, zorunluluklar ve sınavlar iyi şeyler mi? Özgür düşünce ve entelektüel gelişme için ne çeşit bir çevre en uygundur?

 

Bu durumda kısmen kişisel tecrübelerime dayanan, benim görüşüm nitelikli bir eğitimin kendi yolunda gitmekte olan kişiye bir destek sağlaması gerektiğidir; iyi öğretim bir kabı su ile doldurmaktan ziyade, bir bitkiye su vermek, ona kendi gücü ile büyüme yetisi kazandırmaktır (Aydınlanma ve klasik liberalizm yazılarından alınmış özgün olmayan düşünceler olduğunu belitmeliyim). Belirli bir duruma nasıl uygulanacakları ise, alçakgönüllülükle ve ne kadar az anladığımızın bilincinde olarak, tek tek ele alınmalıdır.

 

7. Eğer yapabilirseniz, ideal anarşist toplumun günlük işleyişinin nasıl olacağını tasvir ediniz. Ne çeşit ekonomik ve politik kurumlar var olacaktır, ve nasıl işleyeceklerdir? Para olacakmıdır? Dükkanlardan alışveriş yapacakmıyız? Kendi evlerimiz olacak mı? Yasalar olacak mı? Suçu nasıl önleyeceğiz?

 

Bunu denemeyi bile tasavvur edemiyorum. Bu gibi şeyler, mücadele ve deneme ile öğrenmemiz gereken konulardır.

 

8. Toplumumuzda anarşizmi gerçekleştirmenin ufku nedir? Hangi adımları atmamız gerekir?

 

Özgürlük ve adalet için ufkumuz sınırsızdır. Atacağımız adımlar neyi başarmayı hedeflediğimize dayanmaktadır. Bunlara genel cevaplar yoktur, ve olamaz da. Sorular yanlış şekilde ifade edilmiştir. Bu bana (yeni geri döndüğüm) Brezilya kırsal işçileri hareketinin güzel bir sloganını hatırlattı; kafesin tabanını demirparmaklıklarını kırana kadar genişletmek zorunda olduklarını söylüyorlardı. Ama öyle zamanlar olabilirki, kafesi daha kötü olan dışsal saldırganlara karşı korumak bile gerekir: örneğin, ABD'de gayri meşru devlet gücünün, saldırgan özel tiranlığa karşı savunulması, kendisini adalet ve bağımsızlığa adamış herkes için önemli bir nokta olmalıdır --örneğin, çocukların yiyecek gıdalarının olması gerektiğine inanan herkes için--, ama öyle gözüküyorki kendilerini liberter ve anarşist olarak nitelendirenler insanların çoğu için bu kabullenilmesi güç bir şeydir. Bence, günümüzde kendilerini solda gören iyi insanların sahip olduğu bu dürtü, yani kendisini pratikte mazlum insanların yaşamlarından ve onların meşru arzularından ayrı tutmak, kendiliğinden-tahripkar (ing. self-destructive) ve rasyonel olmayan bir dürtüdür.

 

İşte bunlar benim düşüncelerim. Bir şeyi tartışmaktan ve karşı görüşü dinlemekten mutluluk duyarım; ama eğer [bu] bize sloganlar atmanın ötesine geçen bir düzlemde bulunma imkanı verirse --korkarım ki, solun içinde tartışma olarak kabul edilen şeylerin büyük bir kısmını dışarda bırakmaktadır ... ne yazık.

 

Noam

Başka bir mektupta Chomsky geleceğin toplumu üzerine düşüncelerine şu açılımları getirdi:

 

Geleceğin toplumu hakkında, ... belki tekrar ediyorum, ama bu çocukluğumdan beri ilgilendiğim bir şey hakkında. 1940'lardan, Diego Abad de Santillan'ın anarşist yoldaşlarını eleştirdiği ve anarko-sendikalistlerin İspanya'da nasıl çalışması gerektiğini tasvir ettiği ilginç bir kitabı,After the Revolution [Devrim'den Sonra] adlı kitabı hatırlıyorum (bunlar 50 yılı aşan hatıralar, bu nedenle bunu kelime kelime algılamayın). O zaman ki hislerim bunun iyi olduğu yönündeydi; ama toplum hakkındaki soruları bu kadar ayrıntılı cevaplayacak kadar [toplumu] yeterince anladığımızı söyleyebilirmiyiz ? Yıllar boyunca, doğal olarak daha fazla şey öğrendim; ama bu aslında benim (çn. toplumu) yeterince anlayıp anlamadığımız konusundaki şüphelerimi daha da arttırdı. Son yıllarda, bunu benim toplumun nasıl işlemesi gerektiği konusundaki fikirlerimi ortaya çıkarmama -ya da en azından onun "katılımcı demokrasi" görüşüne tepkilerimi göstermeme- yardım eden Mike Albert ile oldukça tartıştım. Ama her iki durumda da, aynı nedenden ötürü geri durmayı tercih ettim. Bana öyle geliyor ki, bu tip soruların çoğunun cevabının deneme ile öğrenilmesi zorunludur. Örneğin piyasaları ele alalım (herhangi tutarlı bir toplumda işleyebildikleri kadarı ile --ki bu sınırlıdır; mantığını girmeden, sadece tarihsel göstergeleri kılavuz olarak kabul edersek). Onlar hakkında neyin yanlış olduğunu gayet iyi anlıyorum, ama bu piyasa işlemlerini ortadan kaldıracak bir sistemin tercih edilebilir olduğunu göstermekte yetersizdir; sadece mantıksal bir bakış, ve cevabı bildiğimizi sanmıyorum. Diğer tüm şeylerde de aynen böyle.

 

 

ÇEVİRİ: Anarşist Bakış